miss_ilse...miss_ilse.myevs.net | ||||
bir donemin sonu
final raporu yazmam gerekiyor daha fazlasını ummadım hiçbir zaman. ara ara hatırladığım gülümsediğim bir anıya dönüştü bir süre sonra geride bıraktığım zamanlarım. seyahatlerim devam etti hep o arada, tanıştığım insanların,dinlediğim hikayelerin maceraların sayısı o kadar çoğalmıştı ki haftasonlarını bekleyemiyordum yeni yeni seyahatler için. o hafta gideceğim yeri seçiyordum trene binip içkimi açıyor yaşayacaklarımı bekliyordum heyecanla. mayıs sonunda hep konuştuğumuz seyahati yapmaya karar vermiştik Zoriyle, 6 günlüğüne barcelonaya gidiyorduk hayallerimizin şehrine. planlar yapıldı,biletler alındı havalanında birer bira içip uçağa bindik. bir saat kadar sonra o müthiş şehrin üzerindeydik gerçekten de bulutların üzerindeydim, yıllardır beklediğim kovaladığım hayatı yaşıyor başardıklarımdan müthiş bir keyif alıyordum. barcelonaya indiğimiz akşam sahile gidip içkilerimizi içtik ertesi güne dair planlarımızı yaptık. haritaya bakıp gideceğimiz yerleri işaretliyorduk sadece, bu tatilin hayatımın deneyimi olacağından habersizdim, nolabilirdi ki zaten yalnızdım aylardır ve başarıyordum ayakta kalmayı. 31 mayıs günü öglen 2 sularında barselonanın en büyük meydanlarından birisinde otururken Sagrada Familia'ya nasıl gideceğimizi kestirmeye çalışıyorduk haritadan, adres sormak için soluma döndüğümde 2 saniye içinde değişti her şey, bir anlık dikkatsizlik içinde bulunduğum sorunsuz günlerin verdiği rahatlık. çalınan bir çantaydı evet, çok basit sadece bir çanta, annemin aldığı bir hediye. çantayla beraber tüm emeklerim uçup gitmişti aylarca beklediğim vize, pasaportum, oturum iznim, ders vererek, çeviriler yaparak gıdım gıdım biriktirdiğim ve sahip olduğum tek para hepsi 2 saniye içinde yok oldu. polis elime tutuşturduğu belgelerle içimi rahatlatmaya çalışırken ben evime nasıl döneceğimi düşünmeye başlamıştım bile. hiç bir söz rahatlatmıyordu içimi, geriye kalan beş günü ordan nasıl döneceğimi düşünürek geçirdim sıkışıp kalmıştım kimliksiz, parasız, güvensiz. süpermarkette bulanabilecek en ucuz şeylerle karnımı doyurup havalanına gidebilecek parayı ayırmaya çalışıyordum elimde kalan tek şey 20 euro ve polisin verdiği o kağıt parçasıydı. beşinci günün sonunda saat 5 treniyle havaalanına doğru giderken bir poşet vardı elimde, bir parça pizza,salatalık ve bir şişe su, sımsıkı tuttuğum polis raporu. uçağa binip evime dönücem ve tüm olanları unutucaktım giden paraydı umrumda değildi belgelerse bir süre içinde halledilirdi. gücümün sonundaydım artık kendimi avutucak sözlerim kalmamıştı günlerce sesini duymadığım ailemle arkdaşlarımla konuşmak istiyordum sadece. saat 18 sıralarında uçağa alınmayacağımı öğrendiğim anda bacaklarım titremeye başladı, bu sefer gerçekten sıkışıp kalmıştım son gücümle yalvardım,ağladım ama ben sadece bir kağıt parçasıydım onlar için o kağıda sahip olmadan evime dönemiyordum. madritte olan konsolosluğa gidecek param da olmadığı için oraya sıkışıp kalmıştım. bir saat kadar hiç hareket etmeden oturduğumu hatırlıyorum kulaklarım uğulduyordu beni uçakta sanan aileme ulaşmam lazımdı ama nsaıl hangi telefonla, hangi parayla. beş gün boyunca o kadar çok avutmuştum ki kendimi o güne hiç bir gücüm kalmamıştı. 1 saat boyunca kendime gelemedim evet orda kalmıştım hareket edecek param belgelerim yoktu bana destek olacak ailem arkdaşlarım da. bir süre sonra polisten ricamla aradığım türk elçiliği hayatımı kurtaracaktı bir telefonumla yaptıkları şeyler inanılmazdı o alandan nasıl çıktım, o otobüs bileti internetten nasıl alındı hiç hatırlamıyorum. gözümün önüne gelen sahne elimde poşetim yerlere sürerek yürüyorum üşüyorum ve kontrolümü ilk defa kaybediyorum. toplam 22 saat süren yolculuğun sonunda artık ben eski ben değildim sınırlar,polisler,sınırdışı edilmeler, otobüsün iğrenç kokusu,kaçaklar,göçmenler. hayatımda hiç bu kadar çok ağlamamıştım durduramıyordum kendimi her an otobüsten indirilme korkusu aniden yapılan baskınlar polisin soruları. hiç bu kadar dibe düşmemiştim hayatımda uykumda kabuslar peşimi bırakmıyordu o terkedilmişlik duygusunu bir türlü atamıyordum içimden, kabuslarımda ya o otobüsün içindeydim ya da bir yere sıkışıp kalıyordum, bir günde defalarca banyo yapıp üzerime sinen o kokuyu kazıyordum vucudumdan. sonrası mı, çok uzun hikaye, günlerce saçma sapam belgeler için koşturup ağladım, 2 saniyelik bir an bunlara sebep olmuştu ve ben bunu hiç düşünmeyeye çalışıyordum üzerini kapattım daha sonra, 9 temmuz günü istanbula indiğim zaman bir de orda başıma gelecekler vardı sonu gelmiyordu bir türlü karakolların sorgulamaların, benimse tek suçum 2 saniyelik dikkatsizlikti. 1 hafta boyunca kaldığım izmirimde ailem,arkadaşlarım beni pamuklara sarmıştı yine, hepsine tek tek sarıldım saatlerce böylece her şeyi geride bıraktım. 16 temmuz günü tekrar italyadaydım hala burdayım burdaki son günlerimde gerçekten huzur içindeyim. artık duygularımı belli edebiliyorum ağlayabiliyorum zayıflıklarımın farkındayım hatalarımı anlıyorum ve telafi ediyorum çok sabırlıyım, artık eskisi gibi kolay kolay sinirlenmiyorum, insanların bir anlık hatalarla neleri kaybedebildiklerini biliyorum ki benim kaybettiğim ne ki onların yanında değil mi, evet tamamen unutmuş değilim, bazen tıpkı o gün havaalnındaki çaresizliğime geri dönüp nefes alamıyorum, kendimi dışarı çıkarıp yürüyorum konuşuyorum kendi kendime. poşet taşımayı sevmiyorum artık havaalanlarından korkuyorum gece karanlıkta uyumaktan korkuyorum bazen gereksiz şeylere üzülüyorum ve kalbim yerinden çıkıcak gibi atıyor, nerde olduğumu unutacak kadar içtiğim anlar oluyor, ama korkularımı, zayıflıklarımı biliyor olmayı seviyorum alışık olmadığım tepkilerim oluyor bazen bir kenara not ediyorum kendimi dinliyorum. sonlara yaklaşırken yaşadığım iyi kötü her anı düşünüyorum ve bir tanesinden bile pişman olmadığımı görmek beni çok mutlu ediyor. wake me up when september endsit is like a dream to be here, the longest and the biggest. It has been 3 weeks since i arrived Mantova and everything goes smoothly. After waiting so much time and getting over many many problems, i feel like i deserve this. i am living in a huge house, having two bedrooms and my own bathroom. The italian family that i am living with is one of the nicest people i have ever seen. They don't speak English. So we use a language mixed with body language and my poor İtalian=) Also ın the office, there is only girl speaking English and she works at different hours than me. I work between 14.00 and 19.00 in a huge sport center. i love my life here, getting used to everyday. ın the mornings, i run along the river and then breakfast. Ater a quick shower, ı go work by bus, sometimes i continue my sport in the fitness center of Polriva, it is good to be free for me. after working i come home and make a plan for what to do at weekend. Last weekend i went to Bologna with friends that i met on couchsuring.com. oh, what a nice city. For this weekend, i still don't make up my mind. Looking at a map and then choosing a place to visit randomly is very enjoyable! still waitingStill waiting... But this time not for acceptance but for visa. These last 6 months have been very taft for me. After 2 months waiting, i learned that my project was rejected by Italian national agency. Big dissapointment...Then i applied for september deadline again and finally it was approved!!! I thought that everything would be easier when i got the acceptance. But life always challenges me, this time i am lost in visa procedure. Because my country is not a member of E.U, i have to prepare lots of papers for the Italian Embessy. My visa appointment is on 16th of January and my project starts on 20th of January. I will have only 4 days to get everything ready, especially myself. 2 weeks later i am supposed to start my project in Mantova/Suzzara but i still do not know whether i can go on time or not. ı hope next time, i can give the good news. | LinksMyEVS albumCategoriesWho's nearby? | |||